Koronaya karşı koymak için ne kadar antikor gerekiyor? - Azınlıkça
Yaşam

Koronaya karşı koymak için ne kadar antikor gerekiyor?

Korona bağışıklığı için ne kadar antikor gerekiyor? Koronavirüs aşısı vurduranların veya korona geçirenlerin en çok merak ettikleri konulardan biri antikor seviyeleri. Çünkü virüse karşı korumayı vücudun ürettiği antikorlar sağlıyor.

Aşı olmasına veya korona geçirmesine rağmen yeterli miktarda antikor üretememiş kişiler tekrar koronaya yakalanabiliyor ve ağır geçirebiliyor.

Peki Kovid-19’a karşı koyabilmek için antikor seviyesi ne olmalı ve aşı etkili oldu mu? Bu sorunun cevabı antikor miktarında saklı. Ancak ideal antikor miktarı konusunda biliminsanları net cevap veremiyor. Yeni varyantlar nedeniyle ideal antikor seviyesi için henüz bir sınır değer belirlenemedi. Bunun en önemli nedenlerinden biri de yeni Delta varyantı.

Koronavirüs enfeksiyonu geçirdikten veya aşı olduktan sonra, spike proteine karşı antikor oluştururuz. SARS-CoV-2 bu proteini, hücreleri kenetlemek ve bünyeye nüfuz etmek için kullanır. Antikorlar ise spike proteini sayesinde virüsü tanıyabilir, hücrelere kenetlenebilir ve böylece bağışıklık hücreleri için virüsü görünür hale getirebilir.

Bilim insanları şimdiye kadarki varsayımlarda, BioNTech/Pfizer gibi üreticiler tarafından geliştirilen mRNA aşılarını yaptıran kişilerin, koronaya karşı yüzde 90’ın üzerinde korunduğundan hareket ediyorlardı. Ancak, virüsün yeni Delta varyantı için bu varsayımın geçerli olmadığı görüldü. Zira söz konusu virüs varyantı çok daha bulaşıcı ve dünya çapında birçok bölgede hızla yayılıyor.

Delta türevinin ilk aşılamadan sonra da yoğun şekilde bulaştığı saptandı. Dortmund Teknik Üniversitesi Leibniz Enstitüsü’nden immünolog Carsten Watzl, BioNTech/Pfizer aşısının etkinliğinin orijinal varyant için yüzde 90’dan yüzde 88’e, Astrazeneca aşısının etkinliğinin ise yüzde 66’dan 60’a düştüğünü tahmin ediyor.

Nitekim İsrail’den gelen son veriler, BioNTech/Pfizer ile aşılanan kişilerde, yeni tehlikeli varyanta karşı korumanın yaklaşık yüzde 64 olduğunu gösteriyor. Ancak genel korumanın yüzde 93’le hâlâ yüksek bir seviyede bulundu da kaydediliyor. İsrail Sağlık Bakanlığı, daha etkin bir korunma için vatandaşlarına üçüncü doz aşı olma imkanı sunmaya hazırlanıyor.
“Tam olarak neyi ölçeceğimizi bilmiyoruz”

Delta varyantı, bilim insanlarını fazlasıyla zorluyor. Çoğumuz, iki doz aşıdan sonra şimdiye kadar bilinen virüs varyantlarına karşı bağışıklık kazanmış durumdayız. Ancak Carsten Watzl, bunun aşılanmış tüm insanlar için geçerli olmadığına dikkat çekiyor: “Aşılama tek başına bağışıklık kazandığımızın garantisi değildir. Asıl önemli olan, bünyemizin yeteri kadar antikor üretip üretemediğidir. Ama halihazırda bunu ölçemiyoruz.”

Örneğin tetanoz aşısı olduktan uzun bir süre sonra bile hâlâ yeterli düzeyde korunup korunmadığımızı ölçmek mümkün. Bu amaçla alınacak küçük bir kan örneği, laboratuvarda incelenir. “Titer” diye tabir edilen bu analitik prosedür sonunda, antikor sayısı belirli bir sınırın üzerinde çıkarsa kişi tetanoz virüsüne karşı bağışıktır. Titer sonucu çok düşükse, takviye aşı yapılmak zorundadır.

İmmünolog Watzl, “Koronada henüz bu seviyede değiliz. Birinin bağışık olup olmadığını belirleyebilmemiz için şu anda tam olarak neyi ölçmemiz gerektiğini bilmiyoruz. Nötralize edici antikorlar muhtemelen burada belirleyici bir rol oynuyor. Bunlar, virüsü diğer hücrelere bulaşamayacak şekilde bağlarlar. Ancak bu antikorların sayısının ne kadar olması gerektiği hâlâ bilinmiyor” şeklinde konuşuyor.

Aşı etkili oldu mu? Bu sorunun cevabı antikor miktarında saklı. Ancak ideal antikor seviyesi için henüz bir sınır değer belirlenemedi. Bunun en önemli nedenlerinden biri de yeni Delta varyantı.

Koronavirüs enfeksiyonu geçirdikten veya aşı olduktan sonra, spike proteine karşı antikor oluştururuz. SARS-CoV-2 bu proteini, hücreleri kenetlemek ve bünyeye nüfuz etmek için kullanır. Antikorlar ise spike proteini sayesinde virüsü tanıyabilir, hücrelere kenetlenebilir ve böylece bağışıklık hücreleri için virüsü görünür hale getirebilir.

Bilim insanları şimdiye kadarki varsayımlarda, BioNTech/Pfizer gibi üreticiler tarafından geliştirilen mRNA aşılarını yaptıran kişilerin, koronaya karşı yüzde 90’ın üzerinde korunduğundan hareket ediyorlardı. Ancak, virüsün yeni Delta varyantı için bu varsayımın geçerli olmadığı görüldü. Zira söz konusu virüs varyantı çok daha bulaşıcı ve dünya çapında birçok bölgede hızla yayılıyor.

Delta türevinin ilk aşılamadan sonra da yoğun şekilde bulaştığı saptandı. Dortmund Teknik Üniversitesi Leibniz Enstitüsü’nden immünolog Carsten Watzl, BioNTech/Pfizer aşısının etkinliğinin orijinal varyant için yüzde 90’dan yüzde 88’e, Astrazeneca aşısının etkinliğinin ise yüzde 66’dan 60’a düştüğünü tahmin ediyor.

Nitekim İsrail’den gelen son veriler, BioNTech/Pfizer ile aşılanan kişilerde, yeni tehlikeli varyanta karşı korumanın yaklaşık yüzde 64 olduğunu gösteriyor. Ancak genel korumanın yüzde 93’le hâlâ yüksek bir seviyede bulundu da kaydediliyor. İsrail Sağlık Bakanlığı, daha etkin bir korunma için vatandaşlarına üçüncü doz aşı olma imkanı sunmaya hazırlanıyor.
“Tam olarak neyi ölçeceğimizi bilmiyoruz”

Delta varyantı, bilim insanlarını fazlasıyla zorluyor. Çoğumuz, iki doz aşıdan sonra şimdiye kadar bilinen virüs varyantlarına karşı bağışıklık kazanmış durumdayız. Ancak Carsten Watzl, bunun aşılanmış tüm insanlar için geçerli olmadığına dikkat çekiyor: “Aşılama tek başına bağışıklık kazandığımızın garantisi değildir. Asıl önemli olan, bünyemizin yeteri kadar antikor üretip üretemediğidir. Ama halihazırda bunu ölçemiyoruz.”

Örneğin tetanoz aşısı olduktan uzun bir süre sonra bile hâlâ yeterli düzeyde korunup korunmadığımızı ölçmek mümkün. Bu amaçla alınacak küçük bir kan örneği, laboratuvarda incelenir. “Titer” diye tabir edilen bu analitik prosedür sonunda, antikor sayısı belirli bir sınırın üzerinde çıkarsa kişi tetanoz virüsüne karşı bağışıktır. Titer sonucu çok düşükse, takviye aşı yapılmak zorundadır.

İmmünolog Watzl, “Koronada henüz bu seviyede değiliz. Birinin bağışık olup olmadığını belirleyebilmemiz için şu anda tam olarak neyi ölçmemiz gerektiğini bilmiyoruz. Nötralize edici antikorlar muhtemelen burada belirleyici bir rol oynuyor. Bunlar, virüsü diğer hücrelere bulaşamayacak şekilde bağlarlar. Ancak bu antikorların sayısının ne kadar olması gerektiği hâlâ bilinmiyor” şeklinde konuşuyor.

İki kez aşı olmasına rağmen yeteri kadar ya da hiç antikor üretmeyenler de var. Watzl, bu kişilerin koronavirüse karşı muhtemelen korumasız olduğu konusunda uyarıyor.

Antikor seviyesindeki düşüklüğe birçok faktör yol açabiliyor. Yaş bunlardan biri. Bir diğer neden de bağışıklık sisteminin iyi çalışmaması olabilir. Bu tür durumlarda her hâlukârda üçüncü doz aşı yapılması tavsiye ediliyor.

Sonuç: Halihazırda çok bilinmeyenli denklemin parçalarının büyük bölümü meçhul. Ama immünolog Watzl yine de iyimser. “Ne kadar çok, o kadar iyi. Bunun altını özellikle çizmek istiyorum. Sınır değerler henüz kesin değil ve dolayısıyla kişinin gerçekte hangi değerden itibaren korunduğu da bilinmiyor. Ama bu denklemi de çözeceğiz.”

”Google

Azınlıkça'yı Google Haberlerde takip et

Azınlıkça'yı Facebook'ta takip et

Azınlıkça'yı Twitter'da takip et

About author

Articles

Journalist, writer and editor of Azınlıkça
İlgili Haberler
Yunanistan Batı Trakya Haber

Avrupa Komisyonu'ndan yeni korona aşısına yeşil ışık

Avrupa Komisyonu, BioNTech-Pfizer tarafından geliştirilen COVID-19 tedavisi için uyarlanmış Comirnaty XBB.1.5 aşısını onayladı.
Devamını oku...
Yunanistan Batı Trakya Haber

Korona aşısını hangi kolunuza vurdurduğumuz neden önemli?

Küçük bir ayrıntı olarak değerlendirilebilir, ancak kişinin Kovid-19 aşısını vurdurmak için seçtiği kol önemli.
Devamını oku...
Yunanistan Batı Trakya Haber

Adonis Georgiadis beşinci dozu da vurdurdu

Yunanistan Kalkınma ve Yatırımlar Bakanı Adonis Georgiadis, koronavirüs aşısının beşinci dozunu da vurdurdu ve nedenini açıkladı.
Devamını oku...